Ülkücü Medya

-400’DEN SONRAKİ KRİZ HEYBELİADA MI?

Ayşenaz ÇİMEN

09 Temmuz 2019 Salı 09:54

1962 yılında Küba-Füze krizi ile başlayan ABD-Türkiye gerilimi tam 57 yıldır devam etmekte ve edecek de…

Tarihi kronolojiye şöyle bir baktığımızda ABD’ ye rest çektiğimiz hususlar beş parmağın beşini geçmez sanırım.

Fakat en çok dikkatimi çeken şey,  1 Mart 2003 Tezkeresi’ nden sonrası ABD- Türkiye ilişkileri…

*

ABD, bu dönemde çok istediği tezkerenin TBMM'den geçeceği beklentisindeydi. Tezkere kapsamında İskenderun'a konuşlandırılan askerler, araçlar ve gemilerin ıslah çalışmaları için o dönem yaklaşık 200 milyon dolar ayırmıştı. Olumsuz çıkan tezkere kararı üzerine büyük bir hırsla Irak’ın güneyine girdi.

Ve sonrası malum, bir ateş çemberinden de beter Orta Doğu…

*

Bakmayın siz strateji enstitülerinin Orta Doğu ve terörizm analizleri kasıp ahkam kestiğine. Hepsi maaşlarını küreselcilerin lobilerinden alıyor.

ABD şunu yaz diyor yazıyorlar, cemaatler bunu söyle diyor söylüyorlar. Hiçbiri özgür ve milli bir beyne sahip değil.

Her neyse, asıl meselemize geri dönelim.

ABD- Türkiye arasında son 3 yılda gündemden düşmeyen hususlara baktığımızda: 2016 yazında 15 Temmuz, 2017 yazında vize krizi, 2018 yazında Rahip Brunson, 2019 yazının sıcak gündemi ise S-400.

Her yaz Türkiye’ yi stratejik bir krize boğan ABD’ nin 2020 yazında hedeflediği yeni kriz ne olabilir sizce? Belki yaza da kalmaz kim bilir.

*

Suriye- İdlib, İstanbul seçimleri, G-20,Doğu Akdeniz özellikle de S-400 üzerinden boğazımız sıkılıyorken bir cephe de Patrikhane üzerinden “Heybeli Ada Ruhban Okulu” için çalışıyor.

21 Haziran’ da “ABD Din Özgürlüğü Raporu” yayınlanıyor ve hemen ertesi gününde ilk kez bir Türk vatandaşı “ABD Başpiskoposu” olarak seçiliyor (Elpidophoros Lambriniadis). 25 Haziran’da ise iki Yahudi yazar tarafından yazılmış Türkiye aleyhtarı kitap, ilgili Yunan/Rum medyasında  haber olarak çıkıyor. Sizce bu bir tesadüf mü?

Yıllardır patrikhanelerin tüzel kişilik kazanması, “Ekümenik” kavramının Türkiye tarafından tanınması, Heybeliada Ruhban Okulu’ nun yeniden açılması için baskı yapan ABD ve AB’nin bu sinsi çalışmalarına hangi Türk medyası yer veriyor?

Hiçbiri.

*

Elpidophoros Lambriniadis bu göreve gelmeden çok öncesinde Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için ağır ithamlarda bulunarak  okulun kapatılmasında Türkiye’nin kusuru olduğuna vurgu yapmaktaydı. Oysaki Heybeliada Ruhban Okulu, 1971’de çıkan YÖK Yasası kapsamında YÖK’e bağlanmayı kabul etmeyip okulu kapatmayı tercih etti.

Ve o zamandan beri Türkiye, dinler arası diyaloğa düşman bir ülke…

*

Benim söylemek istediğim birkaç husus daha var. Güneydoğu’ daki kiliseler ve Hristiyanlaşan Anadolu…

Mardin’e gittiyseniz mutlaka bir Süryani kilisesine gitmenizi tavsiye ederim. Evet çok değişik ve güzel kültürleri var tam Mezopotamya’ yı anlatan.  Üzülerek söylüyorum ki keşke kültür ve din kardeşliğinden ibaret kalsalar.

Bir Süryani kafesine girdim, tezgahlarda yer alan dergilere, kitaplara baktım. Türkiye’ nin, Süryaniler için çok önemli bir bölge olan “Tur Abidin” bölgesinde Hristiyan soykırımı yaptığını, Süryanileri baskılarla ve tehditlerle bölgeden uzaklaştırdığını ve daha nice aslı astarı olmayan söylemlerle dolu yazılarla  karşılaştım.

Bu aslında öyle bir tehlikeli bir yaklaşım ki.

Heybeliada Ruhban Okulu üzerinden, Tur Abidin dedikleri bölgedeki bütün  kiliseler özerkleşirse Türkiye’nin batıdan doğuya bölünme süreci hız kazanır ama hiçbirimiz farkında değiliz.

Ha şunu söylemeyi unuttum; malum papazımız Brunson “ABD Din Özgürlüğü Raporu” çalışmasında söz sahipliği yapmış. Demiş ki : “Türkiye’deki vatandaşların Hristiyanlık’a ve kiliselere olan merakı 15 Temmuz darbe girişiminden sonra daha da arttı.”

Gerisini siz düşünün artık…

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.