26 Temmuz 2017
  • İstanbul32°C
  • Ankara34°C
  • Yozgat33°C
  • İzmir35°C
  • Adana35°C
  • Bursa38°C

OYUNU BOZMAZSAK BU UTANÇLA YOK OLUP GİDERİZ!

Feyzullah Doğru

04 Temmuz 2017 Salı 14:16

Son günlerde uluslararası ilişkiler farklı bir boyut kazandı. Ülkeler arasında hemen hemen her gün yeni bir olağanüstülük dönemine giriliyor. Neredeyse tüm dünyayı tehdit eden bir gidişatı görenler, kendi çevrelerinde yeterince takviye ve güç arayışına girdiğini söyleyebiliriz. Bunun için büyük bir güç sarf ediliyor.

Yıllar yılı bu süreç böyle devam ediyor. Dünyanın şuana kadarki son 30 yılı böyle olağanüstü olayların yaşandığı bir dönem olarak tanımlayabiliriz.    Her olayın ardından yapılan değerlendirmelerin dışında bulunan gelişmeleri tam olarak okunamadığından gerçekleri tam olarak değerlendiremiyoruz. Belki de bu yaşanan kafa karışıklığı onların daha da işine geliyor.

Dünya gündeminin en son olağanüstü olarak nitelendirebileceğimiz diğer bir örneği Suudi Arabistan’da yaşanıyor. Bu sistematik değişiklik Suudi Arabistan’da hanedanlık geleneği çok ani ve radikal bir değişikliğe gidildi. Bütün yönetimin kodları babadan oğula değil, toruna da geçmesini sağlayan değişiklikle Anayasa’da yerini aldı.

Bu süreci doğru okumak gerekiyor. Değişikliğin eğilim ya da hazırlık aşamaları ABD ve Avrupa’da yapıldı. Terörle mücadele adı altında 30 yıl önce İslamcıları düşman ilan ederek, tasfiye etme ve küresel iktidar alanlarının dışına çıkarmaya daha ötesi bu alanları da yaşanmaz hale getirmeye çalışanların tüm bunları iç güvenlik, vatandaşlık ve olağanüstü hal yasalarıyla hallettiler.

Dünya üzerindeki bu sistematik döngüyü yeterince kavrayamamak ve puzzle’ın parçalarını birleştirememek tüm dünyayı farklı bir iklime sürüklüyor. Bu yüzden de ciddi bir söylem ve pozisyon almak çok güç oluyor. Örtülü güç mücadelesinin ardından da bu uçsuz bucaksız bir çatışma ortamına dönüşüyor.

İslam dünyasının tam kalbine fitne ateşini sokmaya çalışıyorlar. Sanmayın ki bunun adı mezhep savaşı ya da Arap-Fars savaşı. Planlar yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlıyor.

Tek hedef İslam’a it ne varsa yok etmek ve plan üstüne plan kurulu bir projenin detaylarını önceden kestirebilmekten geçiyor. Bu oyunu bozmak ümmetin birinci görevi olmalı yoksa bu utancın içinde yok olup gideriz.